DOLAR: 46.4 TL
EURO: 53.1 TL

Köşe Yazıları

7 yıl önce

Geçen haftaki yazının devamıdır… 13 Birinciteşrin 1938 tarihli Akgün gazetesinde yer alan “Ortaokulda Talebe Kesafeti (D. Köymen)” başlıklı yazıdan hareketle, Tirebolu ve Görele kazalarındaki ortaokul ihtiyaçlarına değinmiştik. Söz konusu yazının devamını aşağıda naklediyoruz:“…Genç ve kudretli Türk inkılabının bu şuurlu hızı önünde milli bahtiyarlığımızın heyecanını duyuyoruz. Çocuklarını okutmak için bu kadar tehalük ve fedakârlık gösteren memleket, milli kültürün icap ettirdiği zaruretleri duymuş...

7 yıl önce

Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’de özellikle üzerinde durulan “eğitim” konusunda, 15 yılda büyük ilerlemeler kaydedilmişti. Kasabalarda ve köylerde mıntıka okulları açılıyor, yakın bölgenin merkezi durumunda olan bu okullara köylerden gençler akın ediyordu. Ancak nüfusun hızla artmasından ötürü, öğrenci sayısı yıldan yıla artıyor, mevcut okullar yetersiz geliyordu. Bu duruma bağlı olarak, eğitimde verimliliğin düşmesinden endişe ediliyordu. Anadolu’nun her köşesinde köylüsü, kasabalısı el...

7 yıl önce

“Nice oruç tutanlar vardır ki, kendisine sadece susuzluğu kalır; nice gece namazına kalkanlar da vardır ki, sadece gece uykusuz kalmış olur.” (İbn Mâce Hoşgeldin Yâ Şehr-i Ramazan!.. Bizleri müminler olarak bir kez daha Ramazan-ı Şerif’in rahmet ve mağfiret iklimine kavuşturan Yüce Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun… Salatü selam, Tahiyyat-ü ikram ve her türlü ihtiram iki cihan serveri Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu...

7 yıl önce

Bir ülkenin deniz ticaretinin kendi kontrolünde olmasının, milli ekonomiye getirileri tartışılmaz ölçüde büyüktür. Osmanlı döneminde kapitülasyonlar dâhilinde yabancı ülkelerin gemilerine kabotaj hakkının verilmiş olması devletin ekonomisinde önemli olumsuzluklara kapı açmıştır. Ancak yabancı gemilere verilmiş olan kabotaj hakkı, Lozan Barış Antlaşması ile kaldırılmış, 20 Nisan 1926’da kabul edilen ve 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile Türk kıyılarında mal ve...

7 yıl önce

1930’ların önemli toplumsal sorunlarından biri de içki ve kumarın olumsuz etkilerinin köylerdeki yansımalarıydı. Ulaşımın güç olduğu, kontrolün geç olduğu yerlerdi köyler… Bilhassa kumar, bu dönemlerde köylünün yakalandığı amansız bir illet gibiydi. Çözümü ise herkesin kendi iradesiydi. Kumar yüzünden köyde insanların birbirine borçlanmaları, evlerine, çocuklarına, ailelerine bakamamaları toplumda ciddi bir sorun teşkil ediyordu. Vaktini kahvehanelerde geçiren erkekler, işgücü sağlamak yerine bu...

7 yıl önce

Bugün Türkiye genelinde bütün camilerde okunan Cuma Hutbesinin mevzuu: TİCARET HAYATININ BEREKETİ; İŞ AHLAKI Hutbe de genel olarak işveren ve işçilerin haklarıyla sorumluluklarından bahsediliyor… Böyle önemli bir mevzuyu Türkiye gündemine taşıdığı için Diyanet işleri Bakanlığını tebrik etmek gerekir. *** Kamu kurum ve kuruluşlarının patronu olarak aynı zamanda devlet de bir işveren, kamuda çalışan personel de birer işçidir. İnşallah bütün işveren ve işçiler hutbeden üzerlerine düşen mesajı almışlardır...

7 yıl önce

Eşler aynı zamanda birer nimettir. Nimet, şükür gerektirir. Nimete şükretmemek; nankörlüktür, küfran-ı nimettir. Nimetin kıymeti bilinmez, şükrü eda edilmez, nankörlük edilirse; elden alınır. Eşlerin birbirlerinin kıymetini bilmemesi; o nimetten mahrum olmaya sebeptir! *** Eşleriniz sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz! Allah Teâla Kuran-ı Kerim’de öyle buyuruyor: “Kadınlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara, 187) İbn Abbas (R.A.) mezkûr ayetin...

7 yıl önce

1930’lu-1940’lı yıllar, Anadolu genelinde ekonomik koşulların Cumhuriyet öncesine göre çok daha iyi, ancak yine de yetersiz olduğu dönemlere tesadüf etmektedir. Bunda, Anadolu’da yaşanan tarımsal verimsizliğin yanı sıra, İkinci Dünya Savaşı’nın da öncesiyle sonrasıyla olumsuz etkileri mevcuttur. Kurtuluş Savaşı sürecinde işgalcilerin yaptıkları tahribatların yaraları henüz sarılırken, 1929-1930 yıllarında ülkede etkisini gösteren Büyük Dünya Ekonomik Bunalımı da 1930’lu yıllarda ülkenin iktisadi ve...

7 yıl önce

Kaybettiğimiz değil kaybettirilen, yitirdiğimiz değil çalınan değerlerimizin farkında mıyız, ya da ne kadar farkındayız? Kişi ihtiyacı olan şeyin peşine koşar… Kişi neyi kaybettiğini, nerede kaybettiğini biliyorsa; arayacağı şeyi de bilir, arayacağı yeri de! Lakin neyi nerede kaybettiğinizi bilmiyorsanız boşuna aramayınız, bulamazsınız! *** Nice değerlerimizi çaldılar, fakat hala neyi kaybettiğimizin farkında değiliz. Kaybettiğimizi bilemeyince de arama ihtiyacı hissetmiyoruz… Dahası, kaybettiğimizin farkına varırsak arayacağımızı bilenler, bizlere düşünme...

7 yıl önce

İlk parçası geçen hafta yayınlanan aşağıdaki yazıyı anlamlandırabilmek adına, yazının önceki kısmını okumak gerekir… 1936 yılında, Eynesil köyü ve Espiye nahiyesinde yapılan okullar hakkında, Giresun basınının önemli bir kolu olan Akgün gazetesinde yer alan yazının devamı şöyledir: “… Okul baştanbaşa boyanıyor. Alt kat bölmeleri henüz döşenmemiş. Tamamlamak için çalışıyorlar. 50 çocuğun yatı vaziyeti temin edilmiş. Halk, köylü, binlerce lira sarf ederek meydana...

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Yukarı Çık