DOLAR: 6.77 TL
EURO: 7.68 TL

Köşe Yazıları

4 gün önce

Bu yazımızda, Devlet Arşivleri’nden edindiğimiz 1912 tarihli birkaç belge ile Eynesil-Görele civarındaki bazı muallimlerin tercüme-i hallerine (biyografilerine) dair bazı bilgileri aktaracağız. 1912 yılında Trabzon Vilayetine bağlı olan Görele kazası sınırları dâhilinde, Eynesil, Ören, İshaklı, Çavuşlu, Kırıklı, Ege ve Karaburun köylerinde iptidai mektep (ilk mektep, ilkokul) bulunmaktaydı. Bu mekteplerin muallimlerinden bazıları ise şu isimlerdi: Mehmed Salih Efendi, Mehmed Temel Efendi, Ahmed Hamdi...

4 gün önce

İstanbul’un fethinin sembolü Ayasofya!.. Ceddimiz Fâtih Sultan Mehmet Hân’ın29 Mayıs 1453'te (İstanbul’un o tarihteki ismi) Konstantinopolis’u aldıktan sonra ilk icraatı; o tarihe kadar (917 yıl) kilise olarak kullanılan Ayasofya’yı cami’ye çevirmek olmuştur… Ve üç gün sonra da (1 Haziran 1453) İstanbul'daki ilk Cuma namazını Ayasofya’da kılınır. İstanbul, 29 Mayıs 1453 tarihinden 23 Nisan 1920 tarihine kadar Osmanlı Devleti 'nin başkenti olarak kalır… (Ankara’nın...

2 ay önce

Şebinkarahisar köylerinde 1936-1937 yıllarında yaşanmış olan kuraklık ve kıtlık felaketini bitirmek amacıyla kaymakam Nuri Güven’in köylerde ambarlar tesis etme ve bu yolla köylüyü muhtekirlerin elinden kurtarma girişimleri kısa sürede olumlu sonuçlar doğurmuştu. Aradan geçen üç yıla yakın sürenin sonunda, kaymakam Güven köyleri teftiş etmişti. Köylüler artık köy ambarlarından yararlanıyordu. Bununla birlikte kaymakam, çeşitli meyve ağaçlarının Şebinkarahisar köylerinde yetiştirilmesini teşvik ediyor,...

2 ay önce

Koronavirüsü tıbbî bir virüs değil bütün dünyayı sarsacak bir Kıyamet Alâmetidir. Koronavirüsü; kimler ne maksatla ve nasıl servis etmiş olurlarsa olsunlar, servis eden patronları da yutacak siyasî ve ekonomik bir Frankeştayndır… Koronafrankeştaynın kimleri nasıl ve ne kadar yutacağı henüz meçhul… Sağlık yönünden hayati tehlikesinin ötesinde siyasî ve iktisadî tahribatıdaha büyük olacak gibi görülüyor… Endişemiz odur ki; Bugüne kadar emsali görülmemiş seviyede (özellikle ithalat ve ihracata...

2 ay önce

Derviş, ‘muhtaç, fakir’ anlamına gelen Farsça bir kelimedir… Tasavvufi mana itibarı ile Allah fakiri, Allah'a muhtaç olduğunu hisseden, Allah'ı talep eden, Allah Teâlâ’ya yakın olma yolunda çabalayan, güzel ahlak sahibi bir mü’min olabilmek için maneviyat yoluna düşen, bir tarikata ve tasavvuf yoluna bağlı olan, sûfiyâne (mutasavvıflara yakışır) bir hayat yaşan(mürid) insan demektir. Rivayet olur ki, Aziz MahmudHüdâyî Hazretleri Bursa’da kadı...

2 ay önce

Dönemin yerel basınından elde edilen bilgilere göre, 1936’da Şebinkarahisar köylerinde yaşanan ciddi bir kuraklığın ardından köy halkı zor durumda kalmıştı. Kuraklık neticesinde köylünün ektiğini biçememesi, gıda ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesi ve bu süreçteki kış koşullarının Şebinkarahisar’ın çevresiyle ulaşım olanağını kısıtlaması halkı bazı muhtekirlerin eline düşürmüştü. Çünkü çevresindeki merkezlere ulaşımı kapanınca, buraya yardım gönderilmesi de olanaksız hale geliyordu. Elinde avucunda ne...

3 ay önce

Eski Türkçeden bugüne yapılmış taramalarda; “-gine, -gına, -kine, -kına” eklerinin küçültme işlevi olduğu görülmüştür. Eklendiği sözcüklere “az veya çok küçüklük, azlık, sevgi, şefkat” anlamlarını katmaktadır. Türkiye Türkçesinde bu anlamı sağlayan ise “-cık, -cak, -ceğiz, -cağız” ekleridir. Eski Türk yazıtlarında iki yerde küçültme eki olarak “az-kınya” (=azıcık) kullanıldığı aktarılmıştır. Uygur metinlerinde “kınya, kinye, kına, kiye, kie” biçimlerinde, eklendikleri sözcüklere “küçültme, sevgi...

3 ay önce

Dişi deveyi erkekten ayırt edemeyecek derecede cahil, ya da sözde sadık, özde yalaka adamların hikâyesi… Rivayet olunur ki: Bir gün Hz. Ali'nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe'den, bir Arap, devesiyle Şam'a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış: “Ver o dişi deveyi bana!..” demiş. Tartışma büyümüş, Küfe'den gelen adam: "Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir" diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar… Konu Hz....

3 ay önce

Yazının önceki kısmında da bir örneğini verdiğimiz gibi, Eynesil yöresinde özellikle yaşlıların bir kısmının Dizgine’den ziyade “Gizgine” sözcüğünü kullandıklarını hatırlatmak gerekir. Halk ağzındaki bu orijinal söylem bize, söz konusu yer adının kökeninin araştırılmasında önemli bir ipucu vermektedir. Daha önce söz edilen rivayetlere dayalı olarak; Dizgine adı, “dizginlemek” eyleminden türetilmiş olsa, “Dizgine” biçiminde değil, muhtemelen “Dizgin-le” ya da “Dizgin” biçiminde karşımıza...

3 ay önce

Bu kısımda Dizgine ile ilgili halk inanışlarına kısaca değinelim: Dizgine’de Örenbaşı adıyla anılan mevkide, yakın dönemlere dek “Ali Taşı” denilen bir taşın bulunduğu, ancak zamanla çeşitli nedenlerle parçalanarak yok edildiği, halk anlatılarında yer bulmuştur. Bu taşta nal izleri bulunduğu ve izlerin Hz. Ali’nin atına ait olduğuna inanılmıştır. Efsaneye göre, Hz. Ali atıyla birlikte bu kayanın üzerine konmuş, sonra uçarak kaybolmuştur....

Sonraki Sayfa »
Yukarı Çık