DOLAR: 5.48 TL
EURO: 6.22 TL

Köşe Yazıları

1 hafta önce

1870’lerde Canik sancağı dâhilinde pamuktan bir çeşit siyah bez imal edilerek bazı kazalara satılmaktaydı. Ayrıca ev ihtiyaçları için elvan ve menfeş cicim denilen kilim, heybe, çuval, dolak, şalvar ve aba yapılarak civarda kullanıldığı, keçi kılından çuval, büyük saman hararları, at torbaları yapılıp yörede kullanıldığı, Sivas ve bazı yerlere götürülerek satıldığı görülmektedir. Bir-iki karyede ise kamıştan hasır yapılarak civarda kullanıldığı gibi,...

2 hafta önce

Yaşadığımız bu dünyada bize “geçici iskan” hakkı verildi. Sürekli oturum hakkımız yok. İskan süremiz bittikten sonra göçeceğiz. Bundan sonra bizi ÖDÜL veya CEZA bekliyor. CENNET ödül yeri, CEHENNEM de ceza yeridir. Cenneti hayal ediyorsan bu hayalinin gerçekleşmesi yolunda somut ve ciddi adımlar atmalısın. Allah bunun için insanlığa peygamber ve kitap gönderdi. İnsanlara cennete giden yoları göstersin rehberlik etsinler diye gönderdi....

2 hafta önce

1869’da Gümüşhane’de çorap, ayak yemenisi, meşin ve sahtiyan, Kürtün’de kilim ve küfe imal edilmekteydi. Tirebolu’da Ağaçbaşı ormanlarında çam ve köknar bulunmakta, buradan kesilen ağaçlar gemilerde kullanılmakta, ancak ormanların denize uzak oluşu ve taşıma masrafından dolayı ticareti zordu. Trabzon Vilayet Salnamesinde, taşıma işleminde Harşit Irmağı’ndan yararlanılması gerektiği belirtilmiştir. Tirebolu ve Rize kazalarında, Gümüşhane ve Lazistan sancaklarında işletilen ve atıl durumda olan bazı...

3 hafta önce

İnsanoğlu eleştiriden pek hoşlanmaz… Hele hele makam ve mevki sahibi kişiler hiç hoşlanmazlar. Muktedirler, yaptıklarının ve konuştuklarının doğru olduğuna inanarak yaparlar ve konuşurlar… Kendi doğrularına aykırı sözlere pek tahammül edemezler. Yanlış da olsa yaptıkları ve konuştuklarının takdir edilmesi ve alkışlanması onlar için can suyu gibidir. Her ne kadar “insan kusursuz değildir, insan hatadan hâli olamaz” demiş olsalar da hatasını söyleyene teşekkür etmeleri...

3 hafta önce

Tarih boyunca yöremiz insanının yaylacılık yaşantısını, ayrıntılarıyla ortaya koyabilmek tam anlamıyla olanaksızdır. Çünkü bir şeyler hep eksik kalacaktır. Nedeni ise binlerce yıllık geleneğin tümünün, bugün oldukça kıtalmış (kıt kalmış=yok olmuş) sözlü kaynaklardan derlenebilmesinin güçlüğü/ihtimalsizliğidir… Bu konuda toplumun geçmişteki yaşam tarzının doğal bir sonucu olarak zaten yazılı kaynakların çok nadir olduğunu anımsatmaya gerek bile yoktur. Konu, atalar geleneği ve bir yaşam tarzı...

4 hafta önce

“Cefa istersen ek-biç; Sefa istersen kon-göç…” Ziraat ve yaylacılık böyle değerlendirilmiş, Türk boyları arasında yaygın kullanılan bu eski atasözümüzde… 1950’li-1960’lı yıllarda köylerimizin yaşantısı; mahalli basından, makale ve kitaplardan okuduğumuz, büyüklerimizden dinlediğimiz kadarıyla, bugün için tam bir nostalji kuşağını andırıyor… Tarlalardan yeşeren umutların, sevdaların hüküm sürdüğü, yayla yollarında filiz verdiği dönemler… İmeceler eşliğinde tarla, bahçe, ormanlarda yaz-kış demeden çalışıldığı bu zamanlarda, insanlar birbiriyle dertleşir, fikir...

4 hafta önce

Yüce Yaratanımız insanı iyiliğe de kötülüğe de meyilli yaratmıştır. İnsanın yaratılış kodlarına “fücûru” da “takvayı” da yerleştirmiş.(Şems 91/8) Neden? Hayat bir sınav değil mi? Onun için? Mahzâ iyilik üzere yaratılsaydık MELEK olurduk belki. Ama her ikisine de meyilli yaratıldık. Bu noktada insan iradesi devreye giriyor. İradeli bir varlığız aynı zamanda. İrade-i cüz’iyye ile de donatılmışız yani. Mükemmel donanımlarımız arasında cüz’i...

1 ay önce

Osmanlı İmparatorluğunun 36 hükümdarı arasında belki en büyüğü, 34 yaşında tahta çıkan, 34.Padişahı ve 113.Halifesi, 76 yıllık ömrünün 33 yılı saltanatta geçen; Ulu Hakan, Cennet Mekân Sultan II.Abdülhamid Han’ı vefatının 101. Sene-i devriyesinde şükranla ve minnetle yad ediyoruz… *** Doğumu: 21 Eylül 1842 Ölümü: 10 Şubat 1918 Saltanatı: 31 Ağustos 1876 - 27 Nisan 1909 *** Sultan Abdülhamid, soğukkanlı fakat vehimli bir mizaca sahipti. Çok dinler,...

1 ay önce

Taş duvarlar… Yöre geçmişinin dilsiz tanıkları… İki türlü eski taş duvardan söz edebiliriz yöremizde: 1. Ev, ahır, köprü, yol ve ortak kullanılan bazı meskenlerin duvarları. 2. Yığma yöntemiyle yapılan, basit tarla ve bahçe duvarları. Eski tarihlere doğru gidildiğinde, yüzlerce yıl öncesine ait yayla/oba duvarlarına da rastlanmaktadır yöremizde: Halk arasında “Hacı Abdullah Duvarı” olarak bilinen ve 400 yıl önce yapıldığı söylenen, Alucra-Çıkrıkkapı yaylasının eski...

1 ay önce

“Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı başbaşa bırakmaktır… Gün gelip karlar eridiğinde; dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.” (Hz. Mevlâna) Hani bir zamanlar ne emellerimiz, ne güzel hayallerimiz ve ideallerimiz vardı! Ne oldu o emellerimize ve ideallerimize? İktidar olmaktı gayemiz! O emellerimize kavuşabilmek, hayallerimizi gerçekleştirmek ve ideallerimizi hâkim kılabilmekti hedefimiz! İktidar mı olamadık? İktidar olduk da muktedir mi...

Sonraki Sayfa »
Yukarı Çık