DOLAR: 6.86 TL
EURO: 7.74 TL

"Mevlüt KAYA" Tarafından Eklenen Konular

2 gün önce

(Geçen haftanın devamı) Maarif müdürü Ali Nihad Bey hakkındaki olumsuz görüşler, söz konusu raporda şöyle sürdürülüyordu: Kendisinin -iddia olunduğu üzere- işinde ihmalkâr, görevi kötüye kullanan, memuriyetine yakışmayacak hallerde ve bazı gayriahlâkî davranışlarda bulunan bir kimse olduğu yazılmıştı. İdaresinin iyi olmadığı, gelecek senede milletin temsilcilerine vereceği izahat neticesinde hükümetin vaatlerinin manasız olduğuna kanaat getirileceği ve böylece gösterilen yoğun çabaların sonucuna hiç önem...

1 hafta önce

(Geçen haftanın devamı) Vilayetçe Maarif Vekâleti’ne 1925’te gönderilen raporda, Maarif Müdürü Ali Nihad Bey’in makamının ehli bir kimse olmadığı, bir müdür hak ve yeterliliğini taşımadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Rapora göre Ali Nihad Bey, herhangi bir nedenle bir yıl bu aylıkta çalışmış olanları, yazı yazmayı tam anlamıyla bilmeyen, yetersiz, bilimden habersiz kimseleri, yenilenme ve ilerlemenin kaynağı olan okullara muallim olarak görevlendiriyordu. Halkın...

2 hafta önce

Bu yazımızda, Devlet Arşivleri’nden edindiğimiz; 1925 yılında Giresun Vilayeti’nin Tahrirat Kalemi’nden (T.K.Umumi 6604/Hususi 394) çıkmış olan ve Maarif Vekâleti’ne yazılan bir rapordan, Giresun’un 1920-1925 yıllarındaki eğitim durumuna dair bilgileri paylaşacağız. Valilikçe yazılan raporun içeriğinde genel olarak, dönemin maarif müdürü Ali Nihad Bey’in hakkındaki olumsuz görüşlerle birlikte bu konuda yapılması istenen girişimler ve Giresun’a bağlı kaza ve nahiyelerdeki okul durumu...

3 hafta önce

Bu yazımızda, ikisi 1934 yılının ulusal gazetelerinden, biri de Giresun’un 1930’lu yıllardaki önemli basın organlarından biri olan Akgün gazetesinden olmak üzere, fındık üzerine önemli ifadeler içeren bazı haberleri aktaracağız. Öncelikle, metinde kullanılan Milliyet ve Akşam gazetelerine ait sütunları bana ulaştıran Sn. Suat Akgül’e teşekkür etmek istiyorum. 12 Eylül 1934 tarihli Akşam gazetesinde yer alan “Fındıklarımız” başlıklı bir yazıda, “Türkiye fındık...

1 ay önce

Bu yazımızda, Devlet Arşivleri’nden edindiğimiz 1912 tarihli birkaç belge ile Eynesil-Görele civarındaki bazı muallimlerin tercüme-i hallerine (biyografilerine) dair bazı bilgileri aktaracağız. 1912 yılında Trabzon Vilayetine bağlı olan Görele kazası sınırları dâhilinde, Eynesil, Ören, İshaklı, Çavuşlu, Kırıklı, Ege ve Karaburun köylerinde iptidai mektep (ilk mektep, ilkokul) bulunmaktaydı. Bu mekteplerin muallimlerinden bazıları ise şu isimlerdi: Mehmed Salih Efendi, Mehmed Temel Efendi, Ahmed Hamdi...

3 ay önce

Şebinkarahisar köylerinde 1936-1937 yıllarında yaşanmış olan kuraklık ve kıtlık felaketini bitirmek amacıyla kaymakam Nuri Güven’in köylerde ambarlar tesis etme ve bu yolla köylüyü muhtekirlerin elinden kurtarma girişimleri kısa sürede olumlu sonuçlar doğurmuştu. Aradan geçen üç yıla yakın sürenin sonunda, kaymakam Güven köyleri teftiş etmişti. Köylüler artık köy ambarlarından yararlanıyordu. Bununla birlikte kaymakam, çeşitli meyve ağaçlarının Şebinkarahisar köylerinde yetiştirilmesini teşvik ediyor,...

3 ay önce

Dönemin yerel basınından elde edilen bilgilere göre, 1936’da Şebinkarahisar köylerinde yaşanan ciddi bir kuraklığın ardından köy halkı zor durumda kalmıştı. Kuraklık neticesinde köylünün ektiğini biçememesi, gıda ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesi ve bu süreçteki kış koşullarının Şebinkarahisar’ın çevresiyle ulaşım olanağını kısıtlaması halkı bazı muhtekirlerin eline düşürmüştü. Çünkü çevresindeki merkezlere ulaşımı kapanınca, buraya yardım gönderilmesi de olanaksız hale geliyordu. Elinde avucunda ne...

4 ay önce

Eski Türkçeden bugüne yapılmış taramalarda; “-gine, -gına, -kine, -kına” eklerinin küçültme işlevi olduğu görülmüştür. Eklendiği sözcüklere “az veya çok küçüklük, azlık, sevgi, şefkat” anlamlarını katmaktadır. Türkiye Türkçesinde bu anlamı sağlayan ise “-cık, -cak, -ceğiz, -cağız” ekleridir. Eski Türk yazıtlarında iki yerde küçültme eki olarak “az-kınya” (=azıcık) kullanıldığı aktarılmıştır. Uygur metinlerinde “kınya, kinye, kına, kiye, kie” biçimlerinde, eklendikleri sözcüklere “küçültme, sevgi...

4 ay önce

Yazının önceki kısmında da bir örneğini verdiğimiz gibi, Eynesil yöresinde özellikle yaşlıların bir kısmının Dizgine’den ziyade “Gizgine” sözcüğünü kullandıklarını hatırlatmak gerekir. Halk ağzındaki bu orijinal söylem bize, söz konusu yer adının kökeninin araştırılmasında önemli bir ipucu vermektedir. Daha önce söz edilen rivayetlere dayalı olarak; Dizgine adı, “dizginlemek” eyleminden türetilmiş olsa, “Dizgine” biçiminde değil, muhtemelen “Dizgin-le” ya da “Dizgin” biçiminde karşımıza...

4 ay önce

Bu kısımda Dizgine ile ilgili halk inanışlarına kısaca değinelim: Dizgine’de Örenbaşı adıyla anılan mevkide, yakın dönemlere dek “Ali Taşı” denilen bir taşın bulunduğu, ancak zamanla çeşitli nedenlerle parçalanarak yok edildiği, halk anlatılarında yer bulmuştur. Bu taşta nal izleri bulunduğu ve izlerin Hz. Ali’nin atına ait olduğuna inanılmıştır. Efsaneye göre, Hz. Ali atıyla birlikte bu kayanın üzerine konmuş, sonra uçarak kaybolmuştur....

Sonraki Sayfa »
Yukarı Çık