DOLAR: 3.84 TL
EURO: 4.52 TL

"Mevlüt KAYA" Tarafından Eklenen Konular

6 gün önce

Liman şehri olan Giresun’u İç Anadolu’ya bağlayan yolların başında Giresun-Şebinkarahisar yolu gelmektedir. Bu yol tarihsel bir öneme sahiptir. Özellikle Osmanlı’nın son döneminde sanayi ve ticaretteki gelişmeler bu yolun önemini arttırmıştır. Çünkü her ne kadar limanlara gelen ürünlerin çeşidi, niteliği ve sayısı artmış olsa da kırsal bölgelere ticari malzemeleri ulaştırabilecek taşıt yük hayvanlarıyla sınırlıdır (Bu konuda özellikle bkz. Ali Ata Yiğit,...

1 hafta önce

Kızılay, 11 Haziran 1868’de, savaşlarda yaralanan veya hastalanan askerlere yardımcı olmak amacıyla “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulmuştur. 1877'de “Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti”, 1923'de “Türkiye Hilal-i Ahmer Cemiyeti”, 1935'te “Türkiye Kızılay Cemiyeti”, 1947’de ise “Türkiye Kızılay Derneği” adını almıştır.  “Kızılay” adını bu kuruluşa Mustafa Kemal Atatürk vermiştir. Türkiye’de her yıl 11 Haziran’da Kızılay’ın kuruluşu kutlanmaktadır. 2017’de Kızılay’ın 149. kuruluş yıldönümü kutlanmıştır. Ayrıca 29...

2 hafta önce

Bu yazıda, “kirazın anavatanı” olarak kabul edilen Giresun şehrine dair, 1938’de basında yer alan önemli bir metin nakledilecektir. 14 Temmuz 1938 tarihli Akgün gazetesinde, Ulus gazetesi kadrosundan “G.A.” kodlu yazarın Giresun’a ve kiraza dair tespitleri, yerel tarihe ışık tutan bilgiler içermektedir. Akgün’de, “İktibaslar” adlı sütunda yayınlanmış “Kiraz Ağacının Vatanı” başlıklı söz konusu yazının üzerinde, bugünün mantığıyla anlaşılması için imla ve...

3 hafta önce

Nisan 1915’te İngilizlerin kuşattığı Basra’yı geri almak isteyen Osmanlı ordusu “Şuaybiye Savaşları” olarak bilinen harekâtta yenilmiş ve birçok asker ve kamu çalışanı esir düşmüştü. İngiltere bu dönemde dünyada ilk kez “sivil esir sistemi”ni kullanan ülke olmuştu. Osmanlı’nın bitkin düştüğü 1917-1918 yıllarında İngiliz ordusu, beraberindeki Hint ordusuyla art arda Bağdat’a saldırılar düzenledi. Güçsüz kalmış Türk ordusu bu saldırılar karşısında geri çekilmek...

1 ay önce

Göreleli Abdülhamid Efendi 2 Kasım 1945’te Görele Orman İşletme Müdürlüğü’ne bağlı Çanakçı bölge şefliğine “posta” görevinde kullanılmak üzere ahçı olarak atanmıştır. Aynı kurumda bir süre de “odacı” olarak çalışmıştır. Öte yandan baba mesleği olan bahçe ve tarla tarımını sürdürmüş, bu yıllarda tohumluk desteği almak için Ziraat Bankası’ndan kredi almış, vakti gelince de geri ödemiştir. Bu gelişmeler, arşivlediği belgelerden anlaşılmaktadır. 1947’de odacı...

1 ay önce

Abdülhamid Efendi’nin aile ve akrabalık bağları oldukça güçlüydü. Bilhassa çocuklarına ve torunlarına çok bağlıydı. Memlekete olan sadakati de aynı ölçüdeydi. Çağın sosyo-kültürel değişkenlerine açık bir kişiydi. Soyadı Kanunu’ndan sonra, “Kâtip” olan sülale adını “Yazgan” soyadına devşirdi. Yazmayı çok seviyordu. Yaşamı boyunca kalem ve kâğıdı elinden hiç bırakmadı. Yazdıklarından bugüne kalanlar şunlardır: Mektuplar, notlar, önemli tarihler, hesaplamalar, borç-alacak kayıtları, Mevlid-i Şerif,...

1 ay önce

Kafkas göçmeni olan bir sülalenin torunu olan Kâtip Rüstemoğlu Abdülhamid Efendi, 1895 (R. 311) yılında Trabzon’a bağlı (bugün Giresun’a bağlı) Görele kazasının Bozcaali Köyü’nde dünyaya geldi. Babası Hüsnü Efendi, annesi Görele’nin Kuşçulu Köyü’nden Uzunömeroğlu Halil’in kızı Nâme Hanım’dır. Abdülhamid Efendi, beş erkek kardeşten ortanca olanıdır. Kardeşlerinden Mehmet, yöre düğünlerindeki oyunculuğuyla bilinmektedir. 16-17 yaşlarında iken Görele’nin Karaburun köyündeki bir düğüne katılmış,...

1 ay önce

Giresun sahil kesimindeki köylerde yaşayan halk, 19. yüzyıl ortalarında artık küçük çaplı hayvancılığın yanı sıra tarım ve ziraat işleriyle de meşgul olmaya başlamışlardı. Esasında bu durum, Osmanlı’nın konargöçer Türk boyları üzerinde 18. yüzyılda uyguladığı iskân politikalarına temellenmişti. Türk boylarının eski dönemlerden beri “kendi kendine yeterlilik” fıtratında bir ekonomik sistemleri vardı. Göçebeler için neredeyse her uğraş “idarelik”, ancak hayvancılığa bağlı yaylacılık...

2 ay önce

19 Nisan 1938’de Kırşehir’de büyük bir deprem meydana geldi. Depremin etkisi, Yozgat, Ankara, Çorum ve Kayseri’de birinci dereceden 226, ikinci dereceden ise 1550 kilometre karelik bir alanda hissedildi. Depremin etki sahası toplamda 1776 kilometre kareydi. Sarsıntıdan sonra oluşan çukurlardan kızgın dumanlar yükseliyordu. Yüzden fazla vatandaş ölmüştü (Sevilay Özer, “1938 Yılı Kırşehir Depremi”, OMAD, c.3, sy. 5/2016,s. 99-100, 104). Kırşehir’de zarar büyüktü....

2 ay önce

Yunan donanması, Sakarya’da aldığı yenilginin etkisiyle Karadeniz kıyılarındaki etkinliğini arttırmış ve öfkeli birtakım faaliyetler yürütmeye başlamıştı. Yunanlılar, Doğu ve Batı Karadeniz bölgelerinde iki ayrı grup halinde dolaşıyorlardı. Deniz açıklarında gezerek, ansızın bir hamleyle kıyılara yaklaşıp, Türk gemilerini yakalamaya çalışıyorlardı. Rüsumat 4 No. Gemisi, bu ablukaya düşmeden Samsun’a ulaşmak için yola çıkmıştı. Gemi, kıyı yakınlarını takip etmek zorunda kalmıştı. Uğradığı her...

Sonraki Sayfa »
Yukarı Çık