DOLAR: 6.28 TL
EURO: 7.40 TL

"Mevlüt KAYA" Tarafından Eklenen Konular

1 hafta önce

1910-1915’li yıllarda Giresun-Trabzon yöresinde fındık harmanlama işlemlerinin nasıl yapıldığına dair, Nişan Antriyasyan’ın 1915’te kaleme aldığı “Fındık Ziraatı ve Ticareti” adlı eserinde bazı önemli bilgiler aktarılmıştır. Metnin ilgili kısımlarını günümüz Türkçesine devşirerek ve yer yer anlaşılırlığı sağlamak adına yorumlayarak burada naklediyoruz: Fındık, harmanda birkaç gün yığın halinde mayalanma için bırakılır. Bu süre çerçevesinde, kabuğu kendine özgü kırmızı rengi alınca, yani iki...

2 hafta önce

Giresun'da genellikle uygulanan yöntem, tarif olunan bu iki yönteme tercih edilir: Orada bahçe sahipleri, işçileri bahçelerde iskân ettirip yemeklerini verdiklerinden, her gün işçilerin evine gidip gelmesine ve yemeğini hazırlamak için vakit kaybedilmesine meydan verilmez. Sabahleyin erkenden bahçeye giderler ve akşam geç olarak bahçeden çıkarlar. İşçiler, bahçe sahibinin bu yöntemiyle daha iyi beslendiklerinden, işe daha fazla dayanabilirler. Genellikle bahçeler dört köşe yöntemiyle...

3 hafta önce

1915 yılında fındığın toplanması işlemine dair bazı aktarımları bu yazıda paylaşıyoruz: Bugün olduğu gibi 1915’te de fındık, Trabzon-Giresun yöresinde Temmuz ayı sonu-Ağustos ayı başlarında olgunlaşmaktaydı. Meyve olgunlaştıkça dış kısmındaki sargı, yavaş yavaş yeşil rengini kaybederek sararmaya başlar, ağzı açılır; bazı türlerin içindeki fındık yere düşer. Fındığın sapı da aynı zamanda kurumaya başlar ve ufak bir zorlanmada koparak fındıkla birlikte yere...

1 ay önce

1901’de Trabzon vilayetine bağlı olan Tirebolu kazasının kaymakamı İzzet Efendi, naibi Mehmet Tevfik Efendi’dir. Mal müdürü Hafız Arif Efendi ve tahrirat kâtibi Ahmet Efendi’dir. Bu yılda Tirebolu’da bir adet posta ve telgraf merkezi bulunmaktadır. Yıl içinde kaza iskelesine vapurla gelen kişi sayısı 1689, kazadan vapurla giden kişi sayısı 976’dır. Kaza iskelesinde 103’ü küçük, 23’ü büyük olmak üzere toplamda 126 adet vapur...

1 ay önce

1901 yılında Trabzon Vilayeti’ne bağlı olan Görele kazasının kaymakamı Mustafa Lütfü Bey, naibi Mehmet Hurşit Efendi’dir. Kazanın mal müdürü Hayri Efendi, tahrirat kâtibi Ahmet Raşit’tir. Müftü İbrahim Hilmi Efendi, metropolit vekili Todor Efendi’dir. Buraya kadar adı sayılanlar, aynı zamanda meclis idare heyetini oluşturmaktadır ancak yanı sıra şu şahıslar da aynı heyet içerisindedir: Hacı Osmanzade Hasan Efendi, Daltabanoğlu Mustafa, Bozacıoğlu Kostantin...

1 ay önce

Giresun yöresi, Oğuzların yirmi dört boyundan Çepni, Bayındır, Halaçlı, Avşar, Eymür, Bayat, Döğer, Kargın, Kınık ve Yıva’lara bağlı yüzlerce oymağın yurt tutmuş olduğu bir alandır. Zikredilen boylara bağlı toplulukların, 1071’de Türklerce Bizans’a karşı alınan Malazgirt zaferinin ardından buralara akın ettikleri ve en ücra köşelere dek yurt tuttukları tarihsel bir gerçekliktir. Bunlar, yaylak-kışlak yaşam tarzına sahip Türk topluluklarıdır. Her birinin ekonomisi...

2 ay önce

1876’da kaza olmadan hemen önce, Tirebolu kazasına bağlı olan Görele nahiyesine birkaç saat uzaklıktaki Kızılali adını taşıyan iki adet orman bulunmaktaydı. Bu ormanlarda köknar, çam ve diğer türlerden ağaçlar mevcuttu. Ancak kereste olarak sahile nakletmek oldukça zordu. Bu durum, zikredilen ormanlardan yeterince kereste sağlamayı engelliyordu. 1876’da Görele kalesi (bugünkü Eynesil kalesi) harap haldeydi. Aynı yılda Görele nahiyesinde tüfek çakmağı ve karakulak...

2 ay önce

1869-1870 yıllarını kapsayan dönemde bugünkü Görele, Espiye, Yağlıdere ve Güce ilçeleri köy ve nahiye statüleriyle Tirebolu kazasına bağlı bulunmaktaydı. 1869 yılında Trabzon Sancağı’na bağlı olan Tirebolu kazasının kaymakamı Faik Efendi, naibi Mehmed Rahmi Efendi, müftüsü Osman Nuri Efendi, mal müdürü Ali Avni Efendi, yazı işleri kalemi İzzet Efendi idi. Aynı kadro 1870 yılında da görev başında olmakla birlikte değişen sadece yazı...

2 ay önce

Gelin, damat evine getirilmeden düğün bitmezdi. Baba evinde vedalaşır ve oğlan evine gitmek üzere kapıdan çıkacakken kardeşleri onu kapıdan hemen çıkarmazdı. Bahşiş isterlerdi. İstedikleri nakdî miktarı, damadın babası vermek zorundaydı. Buna “kapı bahşişi” denilirdi. İstenen bahşiş verildikten sonra, gelin evden çıkarılırdı. Gelin, ana-baba ve akrabalarıyla vedalaşmış olarak doğup büyüdüğü ocaktan bu şekilde ayrılırdı. Bu esnada gelinin ailesi, akrabaları ve arkadaşları...

2 ay önce

Düğünden birkaç gün önce oğlan tarafından, komşular düğüne davet edilirdi. Son yirmi yılda davetiye ile düğüne davet etmeler, eski usulü unutturmuştur. Eski usulde oğlan tarafından biri, köyü veya mahalleleri ev ev gezip; “babamın/dedemin selamı var, falan günde düğünümüz var, davetlisiniz” diyerek aileleri düğüne davet ederdi. Geleneksel biçimiyle; yakın akrabalar, komşular ve becerikli kadınlar, düğün hazırlıklarına başlardı. En güzel yemekler yapılır,...

Sonraki Sayfa »
Yukarı Çık