DOLAR: 5.71 TL
EURO: 6.31 TL

1935’TEN: “EN KORKUNÇ HASTALIK”

4 ay önce
519 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

1930’ların önemli toplumsal sorunlarından biri de içki ve kumarın olumsuz etkilerinin köylerdeki yansımalarıydı. Ulaşımın güç olduğu, kontrolün geç olduğu yerlerdi köyler… Bilhassa kumar, bu dönemlerde köylünün yakalandığı amansız bir illet gibiydi. Çözümü ise herkesin kendi iradesiydi. Kumar yüzünden köyde insanların birbirine borçlanmaları, evlerine, çocuklarına, ailelerine bakamamaları toplumda ciddi bir sorun teşkil ediyordu. Vaktini kahvehanelerde geçiren erkekler, işgücü sağlamak yerine bu rollerini içki müptelalığına terk etmişlerdi. Büyük oranda köy insanı etkisi altına alan içki ve kumar hastalığı 1940’larda da etkisini kaybetmiş değildi. Hükümet sürekli olarak toplumu rahatsız eden bu hastalıkları yok etme yönünde çalışmalar yapmış ise de bu çalışmalar kısa vadede sonuca eriştirmiyordu…

Bir yandan köylerde, kasabalarda içki ve kumar hastalığını yok etmek amacıyla spor kulüpleri kurulması hükümetçe teşvik ediliyor, öte yandan bu hastalıklara karşı basın yayın organları aracılığıyla mücadele veriliyordu. İçki ve kumarın bireyin kendisi ve ailesi için, yaşadığı toplum için, memleket için ne büyük bir hastalık olduğuna her fırsatta basın yoluyla dikkat çekilmekteydi. İçki ve kumarın zararlarının, insan sağlığını bozan ve insanı yok eden ölümcül hastalıklardan daha fazla olduğu sürekli dile getiriliyordu. 25 Eylül 1935 tarihli Akgün gazetesinde yer alan “Köy Konuşmaları” adlı köşeden, bu dönemlerde köylerde yaygın olan içki ve kumara karşı, basın yoluyla verilen mücadelelere örnek teşkil eden bir kesit sunuyoruz:

“En Korkunç Hastalık
İnsanlarda, hayvanlarda birçok hastalıklar var. Bu hastalıklar yakaladığını eze eze kemire kemire eritir. Hatta bazı hastalıklar yakaladığını bir daha bırakmaz öldürür… Kangren olmuş bir bacak veya kolun sonu kesilmektir.
Bir veremli, bir kanserli yakasını ölümün pençesine kaptırmış adam demektir. Sağlamlar böyle hastaları görünce içleri sızlar, onların yakında dünyadan göçüp gideceklerini apaçık görerek onlara çok acırlar…

Bu hastalıkların yıkımlarının önüne geçmek için binlerce yıldır çalışılıyor. Bunun için büyük hekim mektepleri, büyük tecrübe evleri hastaneler çalışıyorlar. Milyonlar harcanıyor. Bu kadar emeklere karşılık hastalıkların önü alınmıyor. Yine bilinen, bilinmeyen birçok dertlerden her gün binlerce insan, daha genç yaşta ölüp yok olup gidiyorlar…
Yalnız bu hastalıklar kimi yakalarsa onu alıp götürüyor… Bir de uzun zaman süründürmüyor, öldürerek zahmetten kurtarıyor.

Köylü kardeşim. Bu öldüren hastalıklardan daha korkunç daha tehlikeli bir hastalık daha var… Bu hastalık; çok süründürüyor… Ve pek çok zahmet çektirerek öldürüyor. Bu hastalıklar yalnız yakaladığını değil, onun çoluk ve çocuğunu da beraber eziyor… Yıpratıyor… Yoksul bırakıyor… Perişan ediyor… Nihayet kendisini de çoluk çocuğunu da eritiyor… Bitiriyor…
Bu hastalık vücudun görünen bir yerinde değil ki doktora gidesin. Bu hastalık ruhta, vicdanda… Kalptedir; içki ve kumar!…
Bu iki büyük hastalık hangi kötülüğü yaptırmaz ki; yalan mı söyletmez… Hırsızlık mı yaptırmaz… Cinayet mi işletmez… Ne yaptırmaz…
Bu kadar kötü, bu kadar çirkin, bu kadar korkunç ve tehlikeli olan bu kumar ve içki; bugüne kadar kime faydalı olmuş? Kimi kazandırmış?
Köylü kardeşim; bu çirkinlikleri hiç sana yakıştırmıyorum. Sen de çok iyi bilirsin ki senin soyunda, böyle çirkinlikler yoktu, deden, baban hiç bunları yapmazdı.
Bu korkunç hastalıklardan sıyrılıp kurtulmak senin elindedir.
İki yakanın bir araya gelmesini istiyorsan önce kendini bu içki ve kumar belasından kurtar. Ondan sonra yavaş yavaş her işin kendiliğinden düzelecek… Buna kuvvetle inan!…” (M. Karaman, “En Korkunç Hastalık”, Akgün, 25 Eylül 1935).

Hükümetin, başta eğitim ve spor alanları olmak üzere gerçekleştirdiği toplumsal projelerle halk bir taraftan okumaya, diğer taraftan da sporla meşgul olmaya başladı. Bu proje Türkiye Cumhuriyeti’nin içki ve kumara karşı başlattığı ciddi bir sosyal politika olmanın yanı sıra, eğitimin yaygınlaştırılması ve sağlıklı bir toplumun inşası yolunda önemli bir girişim olmuştur (Ayrıca bkz. Akgün, 02 İkincikanun 1935; Mevlüt Kaya, “1935’te Giresun’da İçki ve Kumar Savaşı”, Yöremiz, 18 Aralık 2016).

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık