DOLAR: 46.4 TL
EURO: 53.1 TL

Köşe Yazıları

7 yıl önce

1936… Memleketin her yanında okul ihtiyacı had safhada. Okumak, tahsillenmek ve bundan iş, meslek sahibi olabilmek zor. Çünkü imkânlar kısıtlı. Üzerinden yıllar geçmiş ise de henüz Birinci Dünya Savaşı’nın ve Milli Mücadele sürecinde memleketin yaşadığı tahribatın izleri silinmiş değildi. Ancak bu kısa süreçte her alanda azamî derecede yol kat edildiği de bir gerçekti. Cumhuriyetin ilk yıllarında okuryazarlığın arttırılması, halk arasında eğitimin...

7 yıl önce

Giresun denince akla gelen ilk şey fındıktır. Yeşilliğinde, ormanlar kadar fındık bahçelerinin de payı büyüktür. Fındık ise bahçe tesisi ve bakımından harman vaktine, Eylül sonundan Mart başına kadarki satış sürecine kadar yöre insanının yoğun olarak meşgul olduğu bir geçim kaynağıdır. Yerde kar olmadığı tüm zamanlarda, yılın her ayında fındık bahçelerinde çalışılmaktadır. Fındık uğraşı, yörede bir yaşam biçimi halini almıştır. Yöre türkülerinde, söz varlığında, yörede zaman...

7 yıl önce

1935 yılının Kasım ayında, Giresun Belediyesi’nin bir kurul toplantısına dair, dönemin basınında rast geldiğimiz bir haberi burada nakledeceğiz. İlgili haber, dönemin yerel idarelerle ilgili sorunlarının neler olduğuna, Giresun özelinde ışık tutar niteliktedir. Akgün gazetesi, belediye kurulunun toplanmasına ve kurulda görüşülen konulara yönelik haberini, birkaç başlıkla aktarmıştır. Haber metni şöyledir: “Uray kurulu Uray kurulu Hacı oğlu Asım başkanlığı altında 12-11-935 salı günü...

7 yıl önce

Gelivera deresi billur suyuyla, nesli tükenmekte olan kırmızı benekli alabalığıyla, şelaleleriyle ve göllerinde yüzmüş olan bölge insanının hatıralarıyla önemli bir kültürel değerdir. Yolların olmadığı zamanlarda Karadoğa Ormanlarının ip dolanmaz tomruklarının bu derenin suyuna verilerek, Espiye’ye akıtıldığını yaşlılarımızdan dinledik. Kazım Koyuncu’nun “Gelivera Deresi iki dağın arası, yüreğunden silinmesun oy, sevdamizun yarasi” türküsünü artık daha bir hüzünle dinliyoruz. Son yıllarda Karadeniz’in çağlayıp akmakta...

7 yıl önce

1870’lerde Canik sancağı dâhilinde pamuktan bir çeşit siyah bez imal edilerek bazı kazalara satılmaktaydı. Ayrıca ev ihtiyaçları için elvan ve menfeş cicim denilen kilim, heybe, çuval, dolak, şalvar ve aba yapılarak civarda kullanıldığı, keçi kılından çuval, büyük saman hararları, at torbaları yapılıp yörede kullanıldığı, Sivas ve bazı yerlere götürülerek satıldığı görülmektedir. Bir-iki karyede ise kamıştan hasır yapılarak civarda kullanıldığı gibi,...

7 yıl önce

1869’da Gümüşhane’de çorap, ayak yemenisi, meşin ve sahtiyan, Kürtün’de kilim ve küfe imal edilmekteydi. Tirebolu’da Ağaçbaşı ormanlarında çam ve köknar bulunmakta, buradan kesilen ağaçlar gemilerde kullanılmakta, ancak ormanların denize uzak oluşu ve taşıma masrafından dolayı ticareti zordu. Trabzon Vilayet Salnamesinde, taşıma işleminde Harşit Irmağı’ndan yararlanılması gerektiği belirtilmiştir. Tirebolu ve Rize kazalarında, Gümüşhane ve Lazistan sancaklarında işletilen ve atıl durumda olan bazı...

7 yıl önce

“Cefa istersen ek-biç; Sefa istersen kon-göç…” Ziraat ve yaylacılık böyle değerlendirilmiş, Türk boyları arasında yaygın kullanılan bu eski atasözümüzde… 1950’li-1960’lı yıllarda köylerimizin yaşantısı; mahalli basından, makale ve kitaplardan okuduğumuz, büyüklerimizden dinlediğimiz kadarıyla, bugün için tam bir nostalji kuşağını andırıyor… Tarlalardan yeşeren umutların, sevdaların hüküm sürdüğü, yayla yollarında filiz verdiği dönemler… İmeceler eşliğinde tarla, bahçe, ormanlarda yaz-kış demeden çalışıldığı bu zamanlarda, insanlar birbiriyle dertleşir, fikir...

7 yıl önce

Osmanlı İmparatorluğunun 36 hükümdarı arasında belki en büyüğü, 34 yaşında tahta çıkan, 34.Padişahı ve 113.Halifesi, 76 yıllık ömrünün 33 yılı saltanatta geçen; Ulu Hakan, Cennet Mekân Sultan II.Abdülhamid Han’ı vefatının 101. Sene-i devriyesinde şükranla ve minnetle yad ediyoruz… *** Doğumu: 21 Eylül 1842 Ölümü: 10 Şubat 1918 Saltanatı: 31 Ağustos 1876 - 27 Nisan 1909 *** Sultan Abdülhamid, soğukkanlı fakat vehimli bir mizaca sahipti. Çok dinler,...

7 yıl önce

Taş duvarlar… Yöre geçmişinin dilsiz tanıkları… İki türlü eski taş duvardan söz edebiliriz yöremizde: 1. Ev, ahır, köprü, yol ve ortak kullanılan bazı meskenlerin duvarları. 2. Yığma yöntemiyle yapılan, basit tarla ve bahçe duvarları. Eski tarihlere doğru gidildiğinde, yüzlerce yıl öncesine ait yayla/oba duvarlarına da rastlanmaktadır yöremizde: Halk arasında “Hacı Abdullah Duvarı” olarak bilinen ve 400 yıl önce yapıldığı söylenen, Alucra-Çıkrıkkapı yaylasının eski...

7 yıl önce

“Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı başbaşa bırakmaktır… Gün gelip karlar eridiğinde; dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.” (Hz. Mevlâna) Hani bir zamanlar ne emellerimiz, ne güzel hayallerimiz ve ideallerimiz vardı! Ne oldu o emellerimize ve ideallerimize? İktidar olmaktı gayemiz! O emellerimize kavuşabilmek, hayallerimizi gerçekleştirmek ve ideallerimizi hâkim kılabilmekti hedefimiz! İktidar mı olamadık? İktidar olduk da muktedir mi...

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »
Yukarı Çık