İzmir oral yapan escortlar Adana oral yapan escortlar Bursa oral yapan escortlar Antalya oral yapan escortlar Kocaeli oral yapan escortlar Mersin oral yapan escortlar Bakırköy oral yapan escortlar Şişli oral yapan escortlar Mecidiyeköy oral yapan escortlar Taksim oral yapan escortlar Beşiktaş oral yapan escortlar Halkalı oral yapan escortlar Şirinevler oral yapan escortlar Beylikdüzü oral yapan escortlar Bahçeşehir oral yapan escortlar Avcılar oral yapan escortlar Avrupa yakası oral yapan escortlar Ataşehir oral yapan escortlar Kadıköy oral yapan escortlar Ümraniye oral yapan escortlar Maltepe oral yapan escortlar Kartal oral yapan escortlar Pendik oral yapan escortlar Tuzla oral yapan escortlar Anadolu yakası oral yapan escortlar

DOLAR: TL
EURO: TL

ÜLKÜTAŞIR’IN AĞAÇ KÜLTÜ ARAŞTIRMALARI (1938) -1-

6 yıl önce
795 kez görüntülendi

ÜLKÜTAŞIR’IN AĞAÇ KÜLTÜ ARAŞTIRMALARI (1938) -1-
Reklam
Adana dul escort Çukurova dul escort Seyhan dul escort Ankara dul escort Mamak dul escort Etimesgut dul escort Polatlı dul escort Pursaklar dul escort Haymana dul escort Çankaya dul escort Keçiören dul escort Sincan dul escort Antalya dul escort Kumluca dul escort Konyaaltı dul escort Manavgat dul escort Muratpaşa dul escort Kaş dul escort Alanya dul escort Kemer dul escort Bursa dul escort Eskişehir dul escort Gaziantep dul escort Şahinbey dul escort Nizip dul escort Şehitkamil dul escort İstanbul dul escort Merter dul escort Nişantaşı dul escort Şerifali dul escort Maltepe dul escort Sancaktepe dul escort Eyüpsultan dul escort Şişli dul escort Kayaşehir dul escort Büyükçekmece dul escort Beşiktaş dul escort Mecidiyeköy dul escort Zeytinburnu dul escort Sarıyer dul escort Bayrampaşa dul escort Fulya dul escort Beyoğlu dul escort Başakşehir dul escort Tuzla dul escort Beylikdüzü dul escort Pendik dul escort Bağcılar dul escort Ümraniye dul escort Üsküdar dul escort Esenyurt dul escort Küçükçekmece dul escort Esenler dul escort Güngören dul escort Kurtköy dul escort Bahçelievler dul escort Sultanbeyli dul escort Ataşehir dul escort Kağıthane dul escort Fatih dul escort Çekmeköy dul escort Çatalca dul escort Bakırköy dul escort Kadıköy dul escort Avcılar dul escort Beykoz dul escort Kartal dul escort İzmir dul escort Balçova dul escort Konak dul escort Bayraklı dul escort Buca dul escort Çiğli dul escort Gaziemir dul escort Bergama dul escort Karşıyaka dul escort Urla dul escort Bornova dul escort Çeşme dul escort Kayseri dul escort Kocaeli dul escort Gebze dul escort İzmit dul escort Malatya dul escort Manisa dul escort Mersin dul escort Yenişehir dul escort Mezitli dul escort Erdemli dul escort Silifke dul escort Akdeniz dul escort Anamur dul escort Muğla dul escort Bodrum dul escort Milas dul escort Dalaman dul escort Marmaris dul escort Fethiye dul escort Datça dul escort Samsun dul escort Atakum dul escort İlkadım dul escort Adıyaman dul escort Afyonkarahisar dul escort Ağrı dul escort Aksaray dul escort Amasya dul escort Ardahan dul escort Artvin dul escort Aydın dul escort Balıkesir dul escort Bartın dul escort Batman dul escort Bayburt dul escort Bilecik dul escort Bingöl dul escort Bitlis dul escort Bolu dul escort Burdur dul escort Çanakkale dul escort Çankırı dul escort Çorum dul escort Denizli dul escort Diyarbakır dul escort Düzce dul escort Edirne dul escort Elazığ dul escort Erzincan dul escort Erzurum dul escort Giresun dul escort Gümüşhane dul escort Hakkari dul escort Hatay dul escort Iğdır dul escort Isparta dul escort Kahramanmaraş dul escort Karabük dul escort Karaman dul escort Kars dul escort Kastamonu dul escort Kırıkkale dul escort Kırklareli dul escort Kırşehir dul escort Kilis dul escort Konya dul escort Kütahya dul escort Mardin dul escort Muş dul escort Nevşehir dul escort Niğde dul escort Ordu dul escort Osmaniye dul escort Rize dul escort Sakarya dul escort Siirt dul escort Sinop dul escort Sivas dul escort Şanlıurfa dul escort Şırnak dul escort Tekirdağ dul escort Tokat dul escort Trabzon dul escort Tunceli dul escort Uşak dul escort Van dul escort Yalova dul escort Yozgat dul escort Zonguldak dul escort

1894 yılında İstanbul’da doğan M. Şakir Ülkütaşır, Birinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesi’nde açılan serbest dersleri izlemiş, tarih, felsefe, psikoloji ve edebiyat dersleri almıştır. 1913’ten itibaren Türk basınında yer alan farklı konulardaki pek çok yazıyı takip etmiştir. Bir eleştiri olan “Bir İktibas-ı Muhayyir” başlıklı ilk yazısı 1920’de Sinop Gazetesi’nde yayınlanmıştır. Ülkütaşır, daha sonra Türk askerini yücelten yazılar yazmıştır. 1933’te Türk Dil Kurumu’nun derleme kolu yardımcılığına getirilen Ülkütaşır, o yıllarda Dilbilimi’nde otorite olan Prof. Dr. Ragıp Hulusi Özdem ile birlikte çalışmıştır. Bu süreçten sonra, Türk kültürü araştırmalarına yönelik çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarıyla büyük hizmetlerde bulunmuştur. Ayrıca Türkiye’de Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay gibi birçok kurumda görev almış, 1963’te emekli olmuş, 1982’de yaşamını yitirmiştir (Ahmet Demircan, “Mehmet Şakir Ülkütaşır-Hayatı ve Çalışmaları”, Ankara 2008, http://www.akademiktarih.com/biyoiler-makaleler-51/10083-b-halkbilimci-mehmet-k-kar.html).
Ülkütaşır’ın ağaç kültüne dair bir araştırması, Türk Dili Tetkik Cemiyeti Azası olarak görev yaptığı 1938 yılında Akgün gazetesinde dört seri olarak yayınlanmıştır. (Yazının gazetede yayınlanmış halinde, dönemin teknik koşullarından kaynaklanan imla ve noktalama hataları mevcuttur. Anlaşılırlığın sağlanması amacıyla imla ve noktalamada düzelti yapılmış, mana bakımından hiç bir değişiklik yapılmamıştır). Ülkütaşır’ın ağaç kültüne dair yazısı şöyledir:

“Türklerde Ağaç Kültü” Üzerinde Küçük Bir Araştırma
Ağaç kültü, yani ağacı mübarek bir nesne saymak, ona tapmak itikadı pek eskidir. Bu kültün beşer tarihinde olduğu kadar, Türk tarih ve folklorunda da türlü tezahürlerine tesadüf edilir. İnsanlar ağaçlar, dolaysıyla ormanlar hakkında düşündükleri şeyler, yani, buna ait masallar, âdet ve itikatlar, kanunlar; ormanlarda yaşadığını tahayyül ettiği cin, peri kızları, şeytan ve hortlak gibi kötü ruhlar, hulâsa, tarihin başladığı devirden beri insanoğlunun ağaç ve ormanlarda tahayyüle de geldiği türlü hayat şekilleri ehemmiyetle araştırılmaya değen bir mevzudur.
İnsan muhayyilesi; konuşan ağaçlar, koruyucu ağaçlar, şeytan ağaçları, evlenme ağaçları, doğum ağaçları, ölüm ağaçları ve mabut ağaçlar tasavvur ettiği gibi, tarihî, etnik menşeini de az çok bu kült ile alâkadar bir efsaneye bağlamak istemiştir. Hülasa, beşerî bir mahiyet ve ehemmiyet taşımakta olan ağacın Türk halk akide ve edebiyatında da büyük bir yeri vardır.

Türk tarih ve folklorunda ağaç kültü etrafında teşekkül eden mitolojiye dair bir hayli malumat bulabiliriz. Bu kültün en eski şeklini meşhur Dokuz Oğuz (Huvey-hu) menkıbesinde görüyoruz. Bu menkıbeye göre: Dokuz Oğuzlar önce Kumlancu adı verilen bir ülkede oturuyorlardı. Buradan Tulga ve Selenge adında iki Irmak akardı. Bir gece bu ülkede iki ağacın üzerine gökten bir ışık (Altın Yaruk) sütunu indi. Bu ağaçlardan biri suma (huş=kayın ağacı), ötekide fusuk (=Cinhanküşa’ya göre çam Fıstığı, Kâşgarlı Mahmud’a göre fındık ağacı) idi. Bundan sonra bu ağaçlardan birinin karnı (sakı) şişti ve dokuz ay on gün sonra da ağacın karnında bir kapı açıldı. İçeride, ağızlarında gümüş emzikler bulunan beş erkek çocuk göründü.
Daha çocuklar doğmadan, bu ağaçların etrafında otuz kadem nısıf kutrunda gümüşten bir daire vücuda gelmişti. Ağaçlardan da musiki sesleri işitilirdi. Gökten inen bu nur sütunu orada yeşim (sihirli bir taş)den bir kaya vücuda getirmişti. O civardaki Türkler bu çocukları büyüttüler. Bunlar on beş yaşına girince ana babalarını sordular. Türkler, onları bu iki ağacın yanına götürdüler:

“İşte, bunlardan biri babanız (huş ağacı), öteki de ananız (çam fıstığı)dır…” dediler. Çocuklar bu ağaçlara büyük hürmet gösterdiler. “Sevgili anamız, babamız” diye samimî muhabbetlerini azlettiler. O zaman ağaçlar da dile gelerek evlâtları hakkında hayır duada bulundular.
Dokuz Oğuz menkıbesi gibi Oğuz Destanı’nın da muhtelif yerlerinde yine ağaç kültü ile alâkadar bir takım kayıtlar vardır. Mesela: “Bu sırada o memlekette büyük bir orman vardı. İçinden dereler, ırmaklar akardı. Hayvanlar ve kuşlar çoktu. Bu ormanda büyük bir canavar vardı. Beygirleri parçalayıp yer, insanları yutardı. Oğuz onu öldürdü…” ve “Oğuz bir gün ava gitmişti. Uzaktan bir gölün ortasında bir ağaç ve ağacın kapısında yalnız bir kız gördü. O kadar güzeldi ki, görenler bayılır, süt ve kımız olur akardı. Oğuz onu görünce aklı başından gitti; sevdi, aldı.” (Akgün, 23 Haziran 1938).
[Devam Edecek…]

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık