DOLAR: 13.7 TL
EURO: 15.5 TL

GELEVERA’NIN BOĞAZINA DİZİLEN TAŞLAR!!!

4 yıl önce
961 kez görüntülendi

GELEVERA’NIN BOĞAZINA DİZİLEN TAŞLAR!!!
Reklam

Bilirsiniz…Tarih boyunca, şehirler, medeniyetler,  derelerin, ırmakların, göllerin, denizlerin kıyısında  kurulmuştur. Su varsa hayat vardır, uygarlık vardır. Bu yüzdendir ki toplumların suya  bakış açısı,  suya  verdikleri değer aynı zamanda uygarlık göstergesidir.

Karadeniz’in kıyısında, Gelevera ve Yağlıdere’nin kolları arasında, su nimetinden yana oldukça şanslı bir ilçedir, Espiye’miz.  Gelin görün ki, önce şehirler arası karayolu üstüne yapılan transit üst geçitle, gerekli gereksiz dalgakıranlarla  Espiye’nin  denizden gelen nefesleri kesildi. İnsanımızın, denizle iç içe, ona dokunarak yaşama hakkı  elinden alındı. Şimdi de Gelevera köprüsü ile Canikli köprüsü arasına yapılan  taş duvarlar, aynı şekilde,  Gelevera deresi ile insanımızın arasını açmış görünüyor! Rekreasyon alanı (insanların dinlenmeleri, eğlenmeleri için oluşturulan  park, bahçe, piknik, gezinti alanı) olarak düzenleneceği söylenen iki köprünün arasına  yapılan çift taraflı duvara  bir bakın; insanların dere kenarına  inebilmesine dair tek bir imkan düşünülmüş mü? Hadi diyelim ki derenin kenarında tehlike var, Allah göstermesin;  ya bir araç, hayvan,  insan, bir çocuk bir şekilde düşerse ne olacak? İtfaiye merdiveni mi beklenecek? Dönüp  bir daha  bakın; taş duvarlarla sağlanan  estetik bir görüntü var mı? O duvarların üstünde tek bir ağaç var mı? Gelevera’yı  besleyen  derecikler barajlara bağlanarak  debisi düşürülmüş iken, karşılıklı  iki duvar arasında  bırakılan  o kadar geniş boşluğa gerek var mıydı? Yapılan  o duvarlar dairesel hatlarla derenin içine doğru kıvrılarak, daha güzel bir görüntüye kavuşturulamaz mıydı? Yapılacak mimari platform, yükselti ve merdivenlerle insanımızın  dere kenarından  nasiplenmesi sağlanamaz mıydı? Oluşan  o geniş boşlukta,  kuşların  ve bitkilerin barınağı olacak adacıklara, alanlara yer verilemez miydi?

Yine bilirsiniz… Dereler de bir can taşır ve canlara  hayat vermek  için akıp dururlar. Ve dereler sadece  sudan ibaret de değildirler. Sesiyle, akışıyla, kenarlarında  can  bulan yeşil bitkilerle,  o yeşilliklere sığınan kuşlarla, ağaçlarla, kenarlarında söylenen  türkülerle, tutulan  balıklarla, kıyısında  yakılan çoban ateşleriyle, döndürdüğü  değirmen  taşlarıyla, yüzme imkanlarıyla, yaşattığı anılarla  boydan  boya hayat  belirtisidir. Sizce bu iki köprünün  arasında  böyle bir şey mümkün m? Gelevera deresinin boğazına taş dizenler bunu hiç düşündüler mi acaba? Tam da  Karadeniz’e vuslat anında boğazının, canının sıkılması için Gelevera deresinin günahı ne olabilir ki?

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık