DOLAR: 5.91 TL
EURO: 6.56 TL

GELEVERA ADI ÜZERİNE BİR DENEME (2)

1 ay önce
258 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

1928 yılında Sapmaz köyünün adı, Torul kazası-Kürtün nahiyesi “Gelevera” köyü olarak geçmektedir (T.C. Dâhiliye Vekâleti, Son Teşkilatı Mülkiyede Köylerimizin Adları, İstanbul 1928, s.22). 1940’ta köy nüfusunun 65 olduğu görülmektedir (T.C. Başbakanlık DİE, 20 İlkteşrin 1940 Genel Nüfus Sayımı, s. 292).
Halk arasında “Gelevera” yahut “Gelavara” şeklinde söylenegelen, resmî kayıtlarda ise Gelevera/Gelivera olarak geçen yerleşim biriminin bugünkü adı Sapmaz (Gümüşhane-Kürtün) köyüdür. Espiye halkının Gelevera olarak eskiden beri adlandırdığı derenin resmî Kayılardaki biçimi ise Özlücedere’dir. Etimoloji çalışmaları yapan Sevan Nişanyan, Sapmaz köyünün eski adı olan Gelivera’yı bir internet sitesinde (https://nisanyanmap.com/?yer=15779&haritasi=sapmaz) Yunanca bir sözcük olarak göstermiştir. Nişanyan söz konusu sitede bu ad üzerine bir tanımlama, analiz yapmamış ise de yerel araştırıcılar arasında aynı yönde iddialar mevcuttur: “Gali: güzel, vera: yüzük”…

Gelivera adına dair yukarıdaki anlamına dair net bir yorum yapma olanağımız hâlihazırda yoktur. Ancak yerleşim yeri olan bugünkü Sapmaz ve çevresini içerisine alan havzanın eski çağlardan beri altın, gümüş, bakır gibi madenleri barındırdığı bilinmektedir. Dahası, Gümüşhane tarihî çağlarda hep madenleriyle ön plandadır. Madenlerin varlığından hareket edersek, “güzel yüzük” tabiri bu yer adının menşeinde karşılık bulabilir.
Birleşik ad olan “Geli-vera/Gele-vera”nın etimolojik kökenine şeklen yakın görünen sözcüklere de bakalım:

Gele: 1. Sürü (Fars. Osmanlıca İhya web-Sözlük). 2. Tavla oyununda atılan uyumsuz taş. 3. Çocuk oyununda ebe olanların durdukları yer; Uluşiran *Şiran –Gümüşhane (TDK onl.söz.) Gele/Gela farklı söyleniş farklılıklarını da göz önünde tutmak gerekir.
Geli: 1. Gel; Isparta, Diyarbakır. 2. Ardıç ağacının meyvesi; Tefenni-Burdur. 3. Düğün çağırıcısı; Konya. 4. Gelgit (TDK onl.söz.)
Kele: 1. Boğa, tosun. 2. Sürülmemiş tarla. 3. Güzel, iyi. 4. Büyük, onurlu… gibi, Türkiye derlemelerinde çok çeşitli karşılıkları bulunmaktadır (TDK online-sözlük). Doğankent’in Kelete köyünün adı ile ve hatta Eynesil’de eskilerin “pancar kökü” anlamında kullandıkları “kelem” sözcüğü ile de ilişkilendirilebilir.
Kelâ: Kertenkele, keler (TDK onl.söz.)
Kala: 1. Kent, şehir. 2. Güç, zahmetli. 3. Atmaca. 4. Çekirge. 5. Sincap (TDK onl.söz.) Espiye-Kalaboynu (bugünkü Kaleboynu) ile ilişki kurulabilir.
“Gala” sözcüğünün anlamları arasında “hapishane”, “dikili taşla oynanan bir çocuk oyunu”, “başka” gibi karşılıklar görmekteyiz. Anadolu derlemelerindeki karşılıklarında yakın “Gelevera”ya yakın bir anlam barınmadığı görülmektedir (Bkz. TDK onl.söz.)
Vera: TDK online sözlükte karşılığı yok.
Vara: Balyoz; Güneyce-Rize (TDK onl.söz.)
Vere: 1. İki sürülmüş bölüm arasında kalan tarla parçası; Ahlat-Bitlis. 2. Daima, her zaman; Kütahya.
Vira: 1. İtalyanca, toplama, alma. 2. Sürekli, daima (TDK onl.söz.) 3. Denizcilikte yaygın söylem: Vira bismillah!
Vore: Kar; Nazimiye-Tunceli (TDK onl.söz.)
Türkçedeki “gelmek-varmak” sözcüklerinden hareket edilerek, bugün halk ağzındaki yakıştırma olan “Gelevara” sözcüğü mantıklı gibi gelse de yörede ağzındaki “var-gel: teleferik” örneği bu yakıştırmayı çürütmeye yatkındır. Çünkü mantıksal olarak önce varılır sonra gelinir (dönülür).

Gelevera adının kökenine dair net bir sonuca ulaşamasak, sadece şeklen yakın sözcükleri aktarmaya çalışmış olsak da söz konusu havzanın, eski çağlardan beri maden işlenen bölge olduğu gerçeği, bu adlandırmanın çıkış noktası olabilir. MTA’nın ilgili bölge haritalarında görüleceği gibi buralar eski maden işletmelerinin bulunduğu alanlardır (Bkz. http://www.mta.gov.tr/v3.0/sayfalar/hizmetler/maden-haritalari/gumushane.pdf). Ayrıca adlandırmada bu havzanın coğrafî özelliklerinin de etkili olabileceği göz önünde tutulmalıdır. İlave olarak, Kelkit, Gelivera=Kelivera, Gelibolu adları arasında da bir köken ilişkisi olabilir.

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık