DOLAR: 18.8 TL
EURO: 20.2 TL

EYNESİL YÖRESİNDE YAYLACILIK GELENEĞİ (3)

4 yıl önce
3.791 kez görüntülendi

EYNESİL YÖRESİNDE  YAYLACILIK GELENEĞİ (3)
Reklam
Adana dul escort Çukurova dul escort Seyhan dul escort Ankara dul escort Mamak dul escort Etimesgut dul escort Polatlı dul escort Pursaklar dul escort Haymana dul escort Çankaya dul escort Keçiören dul escort Sincan dul escort Antalya dul escort Kumluca dul escort Konyaaltı dul escort Manavgat dul escort Muratpaşa dul escort Kaş dul escort Alanya dul escort Kemer dul escort Bursa dul escort Eskişehir dul escort Gaziantep dul escort Şahinbey dul escort Nizip dul escort Şehitkamil dul escort İstanbul dul escort Merter dul escort Nişantaşı dul escort Şerifali dul escort Maltepe dul escort Sancaktepe dul escort Eyüpsultan dul escort Şişli dul escort Kayaşehir dul escort Büyükçekmece dul escort Beşiktaş dul escort Mecidiyeköy dul escort Zeytinburnu dul escort Sarıyer dul escort Bayrampaşa dul escort Fulya dul escort Beyoğlu dul escort Başakşehir dul escort Tuzla dul escort Beylikdüzü dul escort Pendik dul escort Bağcılar dul escort Ümraniye dul escort Üsküdar dul escort Esenyurt dul escort Küçükçekmece dul escort Esenler dul escort Güngören dul escort Kurtköy dul escort Bahçelievler dul escort Sultanbeyli dul escort Ataşehir dul escort Kağıthane dul escort Fatih dul escort Çekmeköy dul escort Çatalca dul escort Bakırköy dul escort Kadıköy dul escort Avcılar dul escort Beykoz dul escort Kartal dul escort İzmir dul escort Balçova dul escort Konak dul escort Bayraklı dul escort Buca dul escort Çiğli dul escort Gaziemir dul escort Bergama dul escort Karşıyaka dul escort Urla dul escort Bornova dul escort Çeşme dul escort Kayseri dul escort Kocaeli dul escort Gebze dul escort İzmit dul escort Malatya dul escort Manisa dul escort Mersin dul escort Yenişehir dul escort Mezitli dul escort Erdemli dul escort Silifke dul escort Akdeniz dul escort Anamur dul escort Muğla dul escort Bodrum dul escort Milas dul escort Dalaman dul escort Marmaris dul escort Fethiye dul escort Datça dul escort Samsun dul escort Atakum dul escort İlkadım dul escort Adıyaman dul escort Afyonkarahisar dul escort Ağrı dul escort Aksaray dul escort Amasya dul escort Ardahan dul escort Artvin dul escort Aydın dul escort Balıkesir dul escort Bartın dul escort Batman dul escort Bayburt dul escort Bilecik dul escort Bingöl dul escort Bitlis dul escort Bolu dul escort Burdur dul escort Çanakkale dul escort Çankırı dul escort Çorum dul escort Denizli dul escort Diyarbakır dul escort Düzce dul escort Edirne dul escort Elazığ dul escort Erzincan dul escort Erzurum dul escort Giresun dul escort Gümüşhane dul escort Hakkari dul escort Hatay dul escort Iğdır dul escort Isparta dul escort Kahramanmaraş dul escort Karabük dul escort Karaman dul escort Kars dul escort Kastamonu dul escort Kırıkkale dul escort Kırklareli dul escort Kırşehir dul escort Kilis dul escort Konya dul escort Kütahya dul escort Mardin dul escort Muş dul escort Nevşehir dul escort Niğde dul escort Ordu dul escort Osmaniye dul escort Rize dul escort Sakarya dul escort Siirt dul escort Sinop dul escort Sivas dul escort Şanlıurfa dul escort Şırnak dul escort Tekirdağ dul escort Tokat dul escort Trabzon dul escort Tunceli dul escort Uşak dul escort Van dul escort Yalova dul escort Yozgat dul escort Zonguldak dul escort

Modern dünyanın popüler anlayışında insanın iriliği, eski zamanlardaki albenisine sahip değildir. İhtiyaçlar değişmiş, tarlalarda insan gücüne olan ihtiyaç büyük oranda ortadan kalkmış, yayla göçlerinin çoğu turizme dönüşmüş, hayvancılık son derece azalmıştır. Sonuçta; çok çocuklu ailelerin işgücüne olan ihtiyacı ortadan kalkmış, yayla ve köy yaşantısında fiziki güç gerektirecek nitelikte işler yapılmaz olmuştur. Geçmiş dönemlerde, gelinlerin iri yapılı olmasını isteyen kaynanalar, köy ve yayla işlerine endeksli yaşam tarzının değişmesiyle “babayiğit/etli-kemikli” gelin beklentilerinden vazgeçmişlerdir.

Bugün Giresun yöresinde her kemençecinin türkülerine konu ettiği bir dağı, bir yaylası vardır. Sisdağı’na, Halbaba’ya, Göktepe’ye, Karaovacık’a, Kadırga’ya ve tüm yüksek tepelere, yaylara hatta obalara türküler yakılmıştır. Öyle ki adına türkü yakılmamış eski bir yayla kalmamıştır. Bu sosyolojik gerçeğin, toplumsal psikolojinin bilinçaltında ise yurda, ocağa bağlılık yatmaktadır.

Yaz aylarında gurbetçiler, yaylara akın etmektedirler. Geleneksel şenliklerin de gerçekleştirildiği yaylaların en kalabalık olduğu dönem, yaz aylarıdır. Yayla şenliklerinde, yöresel sanatçıların eşliğinde, yollar ve dinlenme yerleri kalabalıklaşır. Genellikle Temmuz ayında yapılan şenlikler, bir gün sürer ve yaylaların en kalabalık günü şenlik günüdür.

İnsanların son zamanlarda yaylaya olan talepleri artmış, yayla evleri çoğalmaya başlamıştır. Ata mirası olan yayla kültürü, giderek yayla evlerini, köy evlerinden daha özenli hale getirmeye başlamıştır. Eskiden rastgele ağaçlardan, topraktan ve taştan yapılan evler, yerini betonarme veya prefabrik evlere bırakmıştır.

Yaylada hayvanların konakladığı yerlere, halk arasında “bad, köm, tam” denir. Badlar, üstü açık ve ağaçlardan yapılmış ağıllardır. Halk arasında genel olarak “canavar” olarak adlandırılan kurt, tilki ve ayı gibi yırtıcı hayvanlar, bu korunaksız ağıla kolayca girip, hayvanlara zarar verebilmektedir.

Yaylalarda çok eski tarihlerden beri obalaşma tarzında yerleşimler mevcuttur. Her obanın sınırları eski tarihlerden beri bellidir. Geçmiş dönemlerde, komşu obalardan otlak satın alınabilmekteydi. Bunun haricinde, bir obanın hayvanı, diğer obanın otlağına geçirilemezdi.

Bugün hayvanlar ve yayla yükleri motorlu taşıtlarla yaylaya çıkarılmaktadır. Eskiden ise hayvanlar yaylaya, yaya olarak götürülürdü. Yaylaya götürülecek gıdalar ve bazı eşyalar, katırlarla taşınmaktaydı. Yayla yolunda, hayvanın yorgun düşerek gidememesi durumunu ifade etmek için “dayandı” denirdi. Yayla yolunda, ayaklarından rahatsızlanan hayvanların hastalığına “tabak” adı verilirdi. Ayrıca “davun” diye tabir edilen, insanda olduğu gibi hayvanda da görülebilen hastalık da yaygındı. Yaylada, hayvanın yemeden içmeden kesilmesi “ot tuttu” şeklinde yorumlanırdı. Hayvanın öksürerek rahatsızlanması ise “kelebek” hastalığı olarak adlandırılırdı. Hayvancılık yapanlar, bu hastalıklara kendi yöntemleriyle tedavi uygularlardı.

Köyde hayvancılık yapan, ancak yaylacılık yapamayan kimseler, hayvanlarını yaylacılık yapan birinin sürüsüne katardı. Sürü sahibi, sürüye katılan hayvanlara “katma mal” derdi. Katma malın sahibi, sürüye kattığı hayvan sayısına göre, sürü sahibine “güdü parası/bakı parası” adı altında bazı ücretler ödemek zorundaydı…
(DEVAM EDECEK)

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık