DOLAR: 5.84 TL
EURO: 6.51 TL

BÜRÜK’TEN ORAĞA NOTLAR…

3 hafta önce
65 kez görüntülendi

Resim bulunamadı
Reklam

Yöremizde unutulmaya yüz tutmuş sözcükleri kayda almaya, derledikçe aktarmaya devam ediyoruz. Bunlardan bazılarının etimolojik kökenine ulaşmakta çok zorlansak da kimi zaman Türkçenin en eski sözcüklerinden biri olduklarını anlamakta zorlanmıyor, büyük bir heyecanla kayda alıyoruz. Tek kaygımız Türkçemizin kuytu köşelerde unutulmaya terk olunmuş söz varlığına dair değerleri açığa çıkarmak, yitmesini, unutulup gitmesini engellemektir.
“Bürük” sözcüğü Espiye’nin orta kesim köylerinde ortalama elli yaş üzeri kimseler tarafından halâ kullanılmaktadır. Literatürde “tarla sarmaşığı” (convolvulus arvensis) olarak bilinmektedir. Yüzyıllardır “bürük” şeklinde ifade edilen bu bitki, bir tür yabani sarmaşıktır. Genellikle fındık ağaçları arasında yahut ekinliklerde darı vb. uzun gövdeli bitkilere sarılıp gider. Sarıldığı bitkilerin gövde kısmı zayıfsa kabuk kısmını boğarak bitkinin yarı oranda kurumasına ve işlevini kaybetmesine neden olur. İşte bu nedenle, dalları saran (=bürüyen) bu bitkiye yöre insanı Türkçe ifadeyle “bürük” (bürü-k) demiştir. Anadolu’nun kimi yörelerinde ise “bürük” sözcüğü “omuza veya başa atılan (bürünülen= sarılan) örtü anlamında kullanılmaktadır. Espiye yöresinde ise Anadolu’nun diğer yörelerindeki “bürük” anlamını ifade eden örtüye “bürüncek” denilmiştir. Her yönüyle bu sözcükle “bürü-“ eyleminden türetilmiş Türkçe sözcüklerdir.
Yukarıda adı geçen sarmaşık türü ince yapraklı, çan şeklinde beyaz çiçekleri olandır. Parlak ve kalın yapraklı, çok daha uzun ve güçlü olan ve “orman sarmaşığı” (hedera helix) adlı türle karıştırılmamalıdır. Bu tür ise yöremizde farklı adlarla anılmaktadır (Eynesil: “Gerce”, Espiye: “Sarmaşık”…). “Gerce” sözcüğü ayrıca araştırmalıdır. Bu konuda araştırmacı Sn. Şükrü Çoban’ın önemli tespitleri bulunmaktadır.
Ögel’den naklen (s.23), Uygur metinlerinde geçen “bıçmak” sözcüğü “biçmek” ve “kesmek” anlamlarında kullanılmıştır. Yöremizde geçmiş dönemlerde kalasları ince ince kıyarak tahtaya dönüştürmede kullanılan ve en az karşılıklı iki kişinin kol gücüyle hareket ettirilen büyük hızarlara “bıçgı” denildiğini belirtmek gerekiyor. Bugün yöremizde “bıçgı” ancak yaşlıların anılarını anlatırken kullandıkları nostaljik bir sözcük olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yöremizde unutulmakta olan sözcüklerden biri de “dişemek” sözcüğüdür. Bu sözcük yöremizde değirmenlerle ilgili bir terimdir: Değirmeni dişemek: Değirmen taşlarının iç kısmına “keski” denilen balta benzeri bir aletle kesikler atılarak (diş yapılarak = diş-eyerek) darı tanelerinin öğütülmesini sağlamak (Espiye yör.). Kaşgarlı Mahmut’un (DLT) eserinde de “orgak tişendi” ifadesi “orak bilendi” anlamında verilmiştir.
Yöremizde kullanılan terimlerin pek çoğunun halkın geleneksel yaşam tarzı olan hayvancılık ve ziraatla ilgili olması ve bunun Asya tarihinin derinliklerine dek inmesi elbette ki bir rastlantı değildir. Temmuz ayının yöremiz köylerinde “Orak ayı” olarak adlandırılmış olması bu durumun önemli bir göstergesidir. Ögel’in (s. 27) bu konudaki tespitleri önemlidir: “Anadolu’daki orak ayı, orak vakti ve Altay dağları ile kuzeyindeki Türk lehçelerinde görülen orak ay gibi deyişler de bunların açık birer örneğidir. Kırgızlar da orak zamanını, orok obağı deyimi ile tanıtırlar. “Orak sonrası deyişleri de ayrıca vardır…”
Ekinle ilgili eski sözcüklerin yöremizde –ve Anadolu’nun ücra köşelerinde- kullanıldıklarını görmekteyiz. Eski tarihlerde Türklerin “bir orum ot” şeklindeki ifadeleri, bugün Anadolu’nun çoğu yerinde olduğu gibi yöremizde de “bir deste” (Ögel, s.28; deste Farsça) şeklinde söylenmektedir. Bunun dışında yöremizde darı ekimi ile ilgili kalıp ifadeler ve sözcükler de şunlardır: Herk vakti, ekin vakti, ot yonma, dolum ot vakti, sık çekme, döküm vakti, deste biçme, deste kırma, deste bağlama, sap taşıma, sap kurutma, darı soyma, darı dövme… Bu ifadeleri ve daha fazlasını “yöremizde ekin, tarla hasadı ile ilgili ifadeler ve karşılıkları” konulu ayrı bir yazıda paylaşacağız…
(Kaynaklar: Bahaeddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, c.2, Ankara 1991 / Mevlüt Kaya, Bir Çepni Köyü Tarihi ve Kültürü, Samsun 2007)

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık