Dişi deveyi erkekten ayırt edemeyecek derecede cahil, ya da sözde sadık, özde yalaka adamların hikâyesi… Rivayet olunur ki: Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a..
Dişi deveyi erkekten ayırt edemeyecek derecede cahil, ya da sözde sadık, özde yalaka adamların hikâyesi…
Rivayet olunur ki: Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
Tartışma büyümüş, Küfe’den gelen adam:
Konu Hz. Muaviye’ye yansımış.
Halk meydanda toplanmış…
Hz. Muaviye, Küfe’den gelen devenin asıl sahibiileŞam’da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
Cemaat hep birlikte bağırmış:
Küfelişaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Hz. Muaviye onu yanına çağırmış:
Kıssadan hisse:
“Yoksa onların çoğunu hakikaten (söz) dinler yahut akıllanırlar mı sanıyorsun? (Onların büyük çoğunluğunun gerçekten senin davetine kulak verdiklerini yahut doğru dürüst düşündüklerini mi sanıyorsun?) Onlar, başka değil, dört ayaklı hayvanlar gibidir. Belki yolca daha sapıktır.” (Furkan, 44)
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.