DOLAR: 18.8 TL
EURO: 20.5 TL

1936’DA ORDU’DAN GiRESUN’A YOLLAR

4 yıl önce
623 kez görüntülendi

1936’DA ORDU’DAN GiRESUN’A YOLLAR
Reklam
Adana dul escort Çukurova dul escort Seyhan dul escort Ankara dul escort Mamak dul escort Etimesgut dul escort Polatlı dul escort Pursaklar dul escort Haymana dul escort Çankaya dul escort Keçiören dul escort Sincan dul escort Antalya dul escort Kumluca dul escort Konyaaltı dul escort Manavgat dul escort Muratpaşa dul escort Kaş dul escort Alanya dul escort Kemer dul escort Bursa dul escort Eskişehir dul escort Gaziantep dul escort Şahinbey dul escort Nizip dul escort Şehitkamil dul escort İstanbul dul escort Merter dul escort Nişantaşı dul escort Şerifali dul escort Maltepe dul escort Sancaktepe dul escort Eyüpsultan dul escort Şişli dul escort Kayaşehir dul escort Büyükçekmece dul escort Beşiktaş dul escort Mecidiyeköy dul escort Zeytinburnu dul escort Sarıyer dul escort Bayrampaşa dul escort Fulya dul escort Beyoğlu dul escort Başakşehir dul escort Tuzla dul escort Beylikdüzü dul escort Pendik dul escort Bağcılar dul escort Ümraniye dul escort Üsküdar dul escort Esenyurt dul escort Küçükçekmece dul escort Esenler dul escort Güngören dul escort Kurtköy dul escort Bahçelievler dul escort Sultanbeyli dul escort Ataşehir dul escort Kağıthane dul escort Fatih dul escort Çekmeköy dul escort Çatalca dul escort Bakırköy dul escort Kadıköy dul escort Avcılar dul escort Beykoz dul escort Kartal dul escort İzmir dul escort Balçova dul escort Konak dul escort Bayraklı dul escort Buca dul escort Çiğli dul escort Gaziemir dul escort Bergama dul escort Karşıyaka dul escort Urla dul escort Bornova dul escort Çeşme dul escort Kayseri dul escort Kocaeli dul escort Gebze dul escort İzmit dul escort Malatya dul escort Manisa dul escort Mersin dul escort Yenişehir dul escort Mezitli dul escort Erdemli dul escort Silifke dul escort Akdeniz dul escort Anamur dul escort Muğla dul escort Bodrum dul escort Milas dul escort Dalaman dul escort Marmaris dul escort Fethiye dul escort Datça dul escort Samsun dul escort Atakum dul escort İlkadım dul escort Adıyaman dul escort Afyonkarahisar dul escort Ağrı dul escort Aksaray dul escort Amasya dul escort Ardahan dul escort Artvin dul escort Aydın dul escort Balıkesir dul escort Bartın dul escort Batman dul escort Bayburt dul escort Bilecik dul escort Bingöl dul escort Bitlis dul escort Bolu dul escort Burdur dul escort Çanakkale dul escort Çankırı dul escort Çorum dul escort Denizli dul escort Diyarbakır dul escort Düzce dul escort Edirne dul escort Elazığ dul escort Erzincan dul escort Erzurum dul escort Giresun dul escort Gümüşhane dul escort Hakkari dul escort Hatay dul escort Iğdır dul escort Isparta dul escort Kahramanmaraş dul escort Karabük dul escort Karaman dul escort Kars dul escort Kastamonu dul escort Kırıkkale dul escort Kırklareli dul escort Kırşehir dul escort Kilis dul escort Konya dul escort Kütahya dul escort Mardin dul escort Muş dul escort Nevşehir dul escort Niğde dul escort Ordu dul escort Osmaniye dul escort Rize dul escort Sakarya dul escort Siirt dul escort Sinop dul escort Sivas dul escort Şanlıurfa dul escort Şırnak dul escort Tekirdağ dul escort Tokat dul escort Trabzon dul escort Tunceli dul escort Uşak dul escort Van dul escort Yalova dul escort Yozgat dul escort Zonguldak dul escort

Bu yazıda, 1936 Temmuz’unda Akgün gazetesinde neşredilmiş bir anlatıyı olduğu gibi nakledeceğiz. Zamanın şarlarında Ordu’dan Giresun’a yolculuk yapan bir vatandaşın bozuk ve dar yollar üzerinden, zorla geçilen dereleri aşarak Giresun’a nasıl ulaştığı bu yazıda kaleme alınmıştır. İki şehrin yakın tarihine ışık tutacağı düşüncesiyle bu yolculuğun ve yolların durumunun aktarılması önem arz etmektedir:
“Ordu’dan Giresun’a kara yolu ile nasıl gelinir…
Geçen pazar günü vapurla Ordu’ya gitmiştim. Dönüş, otomobille oldu. Yağmur akşamdan başlamış gece epeyce yağmıştı. Gökler bulutlu… Bulutlar toprağa yakın… Ara sıra yağıyor… Bazen ufukları kararan boz bir aydınlık beliriyor. Tekrar kararıyor ve yağıyor…
Böyle bir günde yola çıktık. Karayolunun bozuk olduğunu duyuyorduk. Fakat yakından görmediğimiz için belki mübalağalıdır, diyorduk. Geliyoruz… Yol kumsal düzlüğe uzanan şerit gibi. İlk çıkış iyi. Biraz ilerleyince şerit kıyılarının düz kesilmediği görülür. Yanı başında denecek kadar yakın Çivriz Deresi. Bu dere genişçe. Üzerinde sırat korkusu çekerek geçilen bu kambur ağaçlar köprü vazifesi görüyor ve teker teker geçilmesini ihtar ediyor. Bereket versin dere taşmamıştı. Otomobille suya vurduk ve geçtik. Bu arızasız geçişi otomobilin yeniliğine ve sağlamlığına borçluyuz. Kıyıları hendeksiz, böğürtlen ve diken ağaçları ile bezeli olan bu düz yolun ortası yer yer çukurlarla dolu. Yağmur sularından göl haline gelen bu üstü açık çukurlar, sulara yol vermeyen tabii menfezler olsa gerek. Yolun alt kısmında denize kadar uzun geniş bir toprak var. Burası çalılık. Yolun bozukluğunu bu toprağın işlenmediğine verir bir düşünce ile sarsıldığınızı duyarsınız. Fakat yolun üst tarafında işlenmiş, geniş ve zengin bir düzlük var.
Uzakta yassı tepeler, meyli tatlılaşan bir endamla yükseliyor. Mısır tarlaları türlü sebze ve ürünler, fındık bahçeleri, ümitleri gerçekleştiren bir enginliğin ifadesi gibi. İnsan bu zenginliği görünce onun bir yoldan akmasını, dikenlere takılmamasını arzu ediyor. Beynimde alâkasızlık ve bakımsızlığın şimşekleri çakıyor. Artık, yol güçlüğünü unutur gibiyim. Korkusu çekilen Melit Deresi’ne gelmiştik. Bin bir dua ile dar bir ağaç köprüden geçtik. Yol, gittikçe kötülüğü[?] artan bir belâ. Bereket, çamur yok. Turna Deresi’ni de salâvat getirerek geçtik. Yağmur, gökler boşalıyormuş gibi yağıyor. Nihayet ilerimizde küçük derelere çattık. Bunlar, yatakları oldukça dik derelerdir. Süreksiz yağmurlarda bile taşarlar. Sık sık rastlanan bu derecikler üzerinde kolayca yapılabilen küçük köprüler de yok. Çektiğimiz sıkıntıyı biz biliyoruz. Bir de Allah bilir. Bazen hayat pahasına olmak tehlikesini gösteren bu acıları yaşayanlar, yaratanın bilmesi kâfi değil. Onları asıl bu işler de mes’ul olanların duyması lâzımdır. Hâsılı Ordu vilâyeti, kendini Giresun’a bağlayan sahil yoluna hiç bakmamış gibidir. Hâlbuki Ordu’nun bu kısımda iktisadî münasebetleri sıkı ve canlıdır.
Giresun vilâyetinin işi benimsediğini anlatmak için söz söylemeyeceğiz. Yalnız onun Ordu hududunda demir putrellerle yaptırdığı köprüyü görmek kâfidir. Bu yol üzerinde ona varıncaya kadar birçok köprüler ve menfezler yapılmıştır. Kıymetli Ordu Valisi Hayri Sırı Kızıl’ın yıllardan beri ihmal edilen bu yola ehemmiyet verdiklerini haber aldık. Buna kavuşmak mutluluğunu duyacağımızı işaret edebiliriz.” (Akgün, 30 Temmuz 1936. Not: Yazının anlaşılırlığını sağlamak için imla ve noktalama düzeltilmiştir).

Kurtuluş Savaşı’ndan henüz on dört yıl sonra Anadolu’nun bir köşesinde; Doğu Karadeniz’in zorlu coğrafyasında, geçit vermeyen dağların yolları derin dönemeçlerle uzatması, yolların bakımsızlığı, köprülerin kıtlığı ve derelerin aşılamayışı son derece olağandı. Daha çok deniz ulaşımının tercih edildiği bu dönemlerde karayolları ağını yurt çapında yayabilmek, büyük bir sermaye gerektiriyordu. Ancak tek sorun yolların bakımsızlığı ve azlığı değildi; buğday, kumaş, sabun, kereste, çimento ve daha pek çok gereksinim buhranla karşı karşıya gelmiş durumdaydı. Yokluk vardı; açlık, kuraklık ve salgın hastalıklar adeta savaş şartlarını sürdürüyordu. Yolların da yolcuların da yukarıdaki örnekte yer alan sorunları bu saiklere bağlıydı…

Reklam
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık